Müzik Dinle Yorum Köşesi

Bir başka WordPress blogu.

Şarkıların Evreni

Temmuz30

,
1998 yılı Türk yılı oldu, türkü söylendi, türkü konuşuldu. Söylendi ve konuşuldu da ne oldu? Zeki Coşkun’un da yazdığı gibi, bu durumlarda olan yinelendi, bir dizi fırsatçı asıl kaynakları ve nitelikli çabaları gölgelemek üzere furyadan yararlanmaya koştu. Buradan başka bir konuya geçelim. Peki 1998 yılı neden aynı zamanda şarkı yılı olmadı? Bu, ikizlerden birini üstünkörü hatırlayıp, ötekini tamamen unutmaya benzedi. Huyumuzdur, şarkı ve türküyü hem söyler, hem küçümseriz. Çünkü onlar elimizin altındadır. Dahası, nedense müzik tarzlarının cemaatleri ayrıdır. Türkü sevenler ayrı, pop müzik sevenler, rock sevenler, arabesk sevenler, rap müzik sevenler ayrı yerlerde dururlar. Çok sesli müzik yanlıları ise türküye biraz yukarıdan bakar, pop müziğe büsbütün burun kıvırırlar. Bu saydığım müzik tarzları arasındaki ilişkiler daha da kanlı bıçaklı aslında.
Oysa müzik tarzları birbirlerinden etkilenirler, alışveriş içerisindedirler bir bakıma. Halk müziğinin de Klasik müzik ile etkilendiğini söyleyebiliriz. Hatta bu etkileşim zaman zaman Mustafa Keser gibi facialara bile neden olabiliyor. Neresinden bakarsanız bakın, Klasik Türk Müziği, kuşatıcı özelikleri ve birikimleriyle göz ardı edilemeyecek bir ufku içinde barındırıyor. Türkülere yeni bir açılım kazandırabilecek açılımı da çok.
Müzik ve Din konusunu ele alırsak, Saadettin Arel’in, “Türk Musikisi Kimindir” isimli kitabında da dediği gibi, “Bir millete din bakımından müziğin haram addedilmesine ve müzisyenlerin de şahitlikleri kabul edilmemek derecesinde, adeta medeni haklardan sakıt görülmemelerine rağmen yine bir tek devirden, ismi ve eseri unutulanların gayri, bu kadar çok bestekârların hatırası kalmış bulunursa, o millete müzik terbiyesinin yokluğundan değil, müzik abtilasının çokluğunda şikâyet edilmelidir.”

müzik dinle yorum köşesi

Share and Enjoy:
  • Facebook
  • Google
  • MySpace

E-posta gizli kalacak.

Website örneği

Yorumunuz: